Wolfgang Amadeus Mozart’ın 5 Aralık 1791’deki ölümü, tarihin en çok tartışılan ve üzerine spekülasyon üretilen olaylarından biridir. Henüz 35 yaşındayken hayatını kaybetmesi, “zehirlendi mi?” sorusunu yüzyıllardır canlı tutsa da, tıbbi gerçekler daha farklı bir tabloya işaret ediyor.
İşte Mozart’ın ölümüyle ilgili gerçekler ve öne çıkan teoriler:
Mozart’ın Ölümüyle İlgili Gerçekler ve Öne Çıkan Teoriler
1. Resmi Kayıtlar ve Hastalık Süreci
Mozart, hayatının son haftalarında ciddi bir eklem ağrısı, şişlik (ödem) ve kusma şikayetleri yaşıyordu. 20 Kasım 1791‘de yatağa düştü ve yaklaşık 15 gün sonra bilincini kaybederek vefat etti. O dönemdeki resmi ölüm kaydına “hitziges Frieselfieber” (şiddetli darı ateşi/isilikli ateş) olarak geçmiştir. Bu tanım günümüzde spesifik bir tıbbi teşhisten ziyade, o dönemdeki yaygın semptomları tanımlamak için kullanılıyordu.
2. Tıbbi Teoriler
Modern tıp dünyası, Mozart’ın semptomlarını analiz ederek şu olasılıklar üzerinde durmaktadır:
- Romatizmal Ateş: Çocukluğundan beri bu hastalıktan muzdarip olduğu bilinen Mozart’ın, bağışıklık sisteminin çökmesiyle bu hastalığın tekrarlaması sonucu öldüğü en güçlü teoridir.
- Böbrek Yetmezliği: Vücudunda meydana gelen aşırı şişme (ödem), böbreklerinin iflas ettiğine dair önemli bir kanıttır.
- Streptokok Enfeksiyonu: 2009 yılında yapılan kapsamlı bir araştırmaya göre, o dönem Viyana’da bir salgın olan streptokok enfeksiyonu ve buna bağlı gelişen böbrek iltihabı ölüm sebebi olabilir.
3. Komplo Teorileri: Antonio Salieri ve Zehirlenme
Ölümünden hemen sonra “zehirlendiği” iddiaları ortaya atılmıştır. Özellikle 1984 yapımı Amadeus filmiyle popülerleşen Antonio Salieri’nin onu kıskançlıktan zehirlediği iddiası, tarihsel bir gerçeklikten ziyade kurgudur. Salieri ve Mozart arasında rekabet olsa da birbirlerine saygı duyuyorlardı.
- Kendi Kuşkusu: Mozart’ın bizzat eşi Constanze’ye “Biri bana ‘Aqua Tofana‘ (o dönem popüler bir zehir) verdi” dediği söylenir, ancak bu muhtemelen hastalığının yarattığı sanrılardan kaynaklanıyordu.
4. Requiem ve Ölüm Takıntısı
Ölmeden hemen önce isimsiz birinden aldığı Requiem (Ağıt) bestesi siparişi, Mozart’ı psikolojik olarak çok sarsmıştır. Bu besteyi kendi cenazesi için yazdığına inanmaya başlamıştı. Eseri tamamlayamadan ölmüş, kalan kısımlar öğrencisi Franz Xaver Süssmayr tarafından bitirilmiştir.
5. “Yoksul Mezarı” Meselesi
Mozart’ın kimsesizler mezarına atıldığı söylenir ancak bu tam olarak doğru değildir. O dönemde İmparator II. Joseph’in tasarruf yasaları gereği, soylu olmayan herkesin toplu mezarlara (common graves) defnedilmesi zorunluydu. Mezarı şatafatlı değildi ve mezar taşı dikilmemişti, bu yüzden tam yeri bugün kesin olarak bilinmemektedir.
Özetle; Mozart bir cinayete kurban gitmemiş, muhtemelen çocukluğundan beri gelen sağlık sorunlarının o dönemdeki yetersiz tıbbi müdahalelerle birleşmesi sonucu hayatını kaybetmiştir.

Bir Cevap Yazın