İrlanda’daki Sahte Türk Doktor Achmet Borumborad Hikayesi

Illustration of a sophisticated 18th-century Turkish bath interior in Dublin, with people enjoying the facilities, reflecting the story of Dr. Achmet Borumborad.

Dr. Achmet Borumborad (veya zaman zaman anıldığı şekliyle kısaca Dr. Achmet), 1769–1786 yılları arasında İrlanda‘nın başkenti Dublin‘de faaliyet göstermiş bir tıp dolandırıcısıdır. Aslında Kilkenny doğumlu bir İrlandalı olmasına rağmen, Dublin sosyetesine ve dönemin elit tıp camiasına kendisini “Konstantinopolis’ten kaçmış soylu bir Türk doktoru” olarak inandırmayı başarmıştır.

Tarzı ve Yarattığı Etki

Görünüm: 1.85 metrenin üzerindeki boyu, devasa siyah sakalı, gösterişli Osmanlı kıyafetleri ve başındaki büyük sarığıyla Dublin sokaklarında yürüyen “ilk Türk” olarak muazzam bir ilgi toplamıştır.

İkna Kabiliyeti: İngilizceyi sadece “hafif bir aksanla” konuşarak rolünü öylesine kusursuz oynamıştır ki, Dublin’in en önde gelen cerrahlarını ve parlamento üyelerini bile gerçekten asil bir Türk olduğuna ikna etmiştir.

İrlanda Parlamentosundan Fonlanan “Türk Hamamı”

Bu sahte karakterin asıl projesi, Dublin’de sıcak ve soğuk deniz suyu kullanan halka açık bir hamam tesisi kurmaktı. Egzotik görünümünü ve uydurma tıp geçmişini kullanarak, Liffey Nehri kıyısında bu tesisleri inşa etmek üzere İrlanda Parlamentosu‘ndan ciddi bir hibe koparmayı başardı. Hamamları o kadar popüler oldu ki, sadece 1776 sezonunda tesislerine 1.900’den fazla kişiyi kabul etmekle övünüyordu.

Onun başlattığı bu akım, yıllar sonra (1860’larda) James Joyce’un Ulysses gibi eserlerinde de adı geçen ünlü Lincoln Place Türk hamamlarının erken bir öncüsü kabul edilir.

Hamamlarda Ondan Önce de Var mıydı?

Evet, kesinlikle vardı. Hatta İrlanda‘nın Dr. Achmet‘in gösterişli ve uydurma “Türk hamamlarından” çok daha öncesine dayanan, kendine has ve oldukça antik bir terleme kültürü bulunuyordu.

Dr. Achmet‘in 1770’lerde Dublin’in merkezine getirdiği o lüks tesislerden önce İrlanda’daki durum ana hatlarıyla şöyleydi:

1. Kadim İrlanda Terleme Evleri: “Teach Allais”

İrlanda‘da saunanın veya hamamın en ilkel ve yerel hali olan “Teach Allais” (İrlandacaTerleme Evi” anlamına gelir) adı verilen taş yapılar bulunuyordu.

  • Tarihi: Kesin kökeni bir sır olmakla birlikte (bazı tarihçiler Erken Orta Çağ‘da Hristiyan misyonerlerin getirdiğini, bazıları ise Viking etkisini savunur), bu yapıların kırsal bölgelerde yüzlerce yıldır (en az 1600’lerden beri) kullanıldığı biliniyor.
  • Yapısı: Bunlar genellikle nehir veya dere kenarlarına tepeye doğru gömülü inşa edilmiş, penceresiz, kubbeli, arı kovanına benzeyen küçük taş kulübelerdi.
  • Kullanımı: İçeride turba (turf) veya odun yakılarak taşlar iyice ısıtılır, ardından küller dışarı alınır ve içeriye su dökülerek yoğun bir buhar elde edilirdi.
  • Amacı: Dr. Achmet‘in hamamları gibi sosyalleşme veya lüks amacı taşımazdı; tamamen şifa odaklıydı. Romatizma, lumbago, ateşli hastalıklar veya siyatik ağrıları olan hastalar bu taş odalara girip saatlerce terler, ardından doğrudan dışarıdaki soğuk dereye atlayarak bedenlerini şoklarlardı.

2. Şifalı Su Kuyuları ve Erken Dönem Spalar

  1. yüzyıl Avrupa‘sında ve İrlanda‘sında mineral suların ve deniz suyunun iyileştirici gücüne inanç çok yaygındı. Dr. Achmet ortaya çıkmadan önce de halk, Dublin civarındaki doğal kuyulara veya nehir kenarlarındaki basit tesislere yıkanmak ve şifa bulmak için gidiyordu. Hatta Dr. Achmet, asıl büyük projesinden önce Dublin’in Finglas bölgesindeki bu yerel şifalı su kaynaklarının çevresinde küçük çaplı “pompa odaları ve banyolar” işletmişti.

Öyleyse Dr. Achmet’in Farkı Neydi?

Eğer İrlanda’da zaten terleme evleri ve şifalı yıkanma kültürü varsa, Dr. Achmet neden bu kadar olay oldu ve devasa paralar toplayabildi?

  • Kırsaldan Şehre, İhtiyaçtan Lükse: Yerel “Teach Allais” yapıları kırsalda, daracık ve ilkel şartlarda terlenilen yerlerdi. Achmet ise Dublin’in göbeğinde (Bachelor’s Walk), parlamento üyelerinin ve zenginlerin sosyalleşebileceği, sıcak ve soğuk havuzları olan, lüks mimarili devasa bir kompleks kurdu.
  • Pazarlama Dehası: O dönem Avrupa‘sında Osmanlı ve Doğu kültürü son derece gizemli, egzotik ve lüks kabul ediliyordu. Achmet, İrlandalılara sıradan bir hamam sunmak yerine; bunu “Saraylara layık bir Türk Hamamı” ambalajıyla, devasa sarığı ve sahte hikayesiyle çok parlak bir vizyon olarak pazarladı.

Başka Devletlerle İletişim Kurmuş mu?

Dr. Achmet Borumborad (gerçek adıyla İrlandalı Patrick Joyce), sahte bir kimlik taşıdığı için Osmanlı Devleti ile resmi veya diplomatik düzeyde herhangi bir iletişim kurmamıştır. Sonuçta o, İstanbul’dan kaçan siyasi bir mülteci değil, Kilkennyli bir maceraperestti.

Ancak, yarattığı bu sahte kimlik ve ticari zekası sayesinde uluslararası boyutta dikkate değer yazışmaları ve bağlantıları olmuştur. Olayın diplomatik ve uluslararası boyutu şöyledir:

1. İspanya’daki İngiliz Büyükelçisi ile Yazışmaları

Dr. Achmet sadece bir hamam işletmecisi değil, aynı zamanda uluslararası ticaretle de uğraşan bir girişimciydi. Portekiz keten ticaretindeki kriz sırasında İrlanda Parlamentosu‘na görüş bildirmesi için davet edilmişti. Bu dönemde oldukça kârlı olan keten ticareti yaparken, İspanya’daki İngiliz Büyükelçisi Lord Grantham ile doğrudan iletişim kurmuştur.

Hatta Lord Grantham‘a yazdığı bir mektupta; Dublin yüksek sosyetesinin kendisine gösterdiği ilgiden ve “bir yabancı olarak” İrlanda’da elde ettiği büyük şanstan, gördüğü hürmetten övgüyle (ve muhtemelen içten içe dalga geçerek) bahsetmiştir.

2. Kral III. George’a Onun Adına Yazılan Mektup (1772)

Dr. Achmet, İrlanda Parlamentosu‘ndaki nüfuzunu o kadar artırmıştı ki, en üst düzey devlet yetkilileri onun için uluslararası referans oluyordu. 2 Ekim 1772’de İrlanda Genel Valisi (Lord Lieutenant) George Townshend, Londra’daki İngiltere Kralı III. George‘un sekreterine resmi bir mektup yazmıştır.

Bu mektupta vali, Dublin’deki tüm önde gelen doktorların ve cerrahların bu hamamları onayladığını belirterek, Dr. Achmet‘in tesisleri için Kral’dan özel bir “kraliyet patenti” (imtiyazı) verilmesini talep etmiştir.

3. Gerçek Yurtdışı Deneyimi: Osmanlı Toprakları

Patrick Joyce‘un bu kadar kusursuz bir “Türk doktoru” taklidini nasıl yapabildiği, kıyafetleri, hal ve tavırları nasıl bu kadar iyi bilebildiği tarihçiler tarafından hep merak konusu olmuştur.

Genel kanı, Joyce‘un bu büyük dolandırıcılığa girişmeden önce bir ticaret gemisinde denizci olarak çalıştığı ve Osmanlı İmparatorluğu‘na (özellikle İzmir/Smyrna limanına) seyahat ettiğidir. Dilin temelini, kıyafetlerin tarzını ve hamam kültürünü bizzat Osmanlı topraklarında gözlemleyerek öğrenmiş, İrlanda’ya döndüğünde de bu gözlemlerini milyonluk bir projeye dönüştürmüştür.

colere.blog sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin